Kök hücre temelli tedaviler, hasar görmüş dokuların onarılmasını destekleyerek yalnızca hastalıkların tedavisinde değil, aynı zamanda yaşlanma etkilerinin azalmasında da umut vadediyor. Yenileyici tıbbın en önemli yapı taşlarından biri olan bu yöntemler, estetik ve fonksiyonel iyileşmeyi bir arada hedefliyor. Memorial Ankara Hastanesi Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Cemal Alper Kemaloğlu, kök hücre ve eksozom tedavileri hakkında bilgi verdi. 2000’li yılların başında kök hücrelerin keşfiyle birlikte tıpta önemli bir paradigma değişimi yaşandı. Daha önce yaşlanma ve doku hasarına yönelik tedaviler sınırlı kalırken, iyileşmenin büyük ölçüde mevcut hücrelerin kapasitesiyle gerçekleştiği düşünülüyordu. Ancak kök hücrelerin farklı hücre tiplerine dönüşebilme ve bulundukları dokuyu yeniden düzenleyebilme özellikleri sayesinde, dokuların orijinal yapısıyla onarılabileceği ortaya kondu. Bu gelişme, özellikle estetik ve plastik cerrahi alanında yeni tedavi yaklaşımlarının önünü açtı.Vücut kendi hücreleriyle kendini onarıyorİnsan vücudu aslında doğuştan güçlü bir yenilenme kapasitesine sahiptir. Anne karnında tek bir kök hücreden gelişen bu yapı, erişkin dönemde de vücutta varlığını sürdürür. Çoğunlukla yağ dokusu içinde bulunan kök hücreler; travma, stres veya açlık gibi durumlarda aktive olarak onarım sürecini başlatır. Günümüzde bu hücreleri kontrollü şekilde elde edip çoğaltarak yeniden hastaya uygulamak mümkün hale gelmiştir.Yağ dokusundan elde edilen doğal tedavi Klinik uygulamalarda en sık tercih edilen yöntem, hastanın kendi yağ dokusundan kök hücre elde edilmesidir. Lokal anestezi altında alınan yağ dokusu özel işlemlerden geçirilerek kök hücreden zengin bir içerik haline getirilir. Bu hücreler ihtiyaç duyulan bölgeye enjekte edildiğinde;
- İnflamasyonu azaltır,
- Kolajen yıkımını yavaşlatır,
- Kanlanmayı artırır.
- Yüz gençleştirme,
- Erkek tipi saç dökülmesi,
- Yara ve iz tedavileri,
- Kronik yaraların iyileştirilmesi
- Cerrahi işlem gerektirmemesi,
- Bağışıklık sistemi tarafından düşük reddedilme riski,
- Daha kolay saklanabilmesi












