Tiroit nodülleri çoğu zaman belirti vermeden gelişirken, bazen boyunda fark edilen bir şişlik, boğazda baskı hissi, yutma güçlüğü veya ses değişikliği gibi şikayetlerle kendini gösterebiliyor. Nodül olduğunu öğrenen kişilerin aklına ise ilk olarak “Acaba kanser miyim?” sorusu gelebiliyor. Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şefika Burçak Polat, tiroit nodüllerinde takip veya ameliyat kararının, nodülün boyutu, ultrasondaki özellikleri ve gerektiğinde yapılan biyopsinin sonuçları doğrultusunda verildiğini belirterek “Tiroit nodülü saptanması tek başına kanser anlamına gelmez. Önemli olan, nodülün ultrason özelliklerini, boyutunu, tiroit fonksiyonlarını ve kişinin risk faktörlerini birlikte değerlendirmektir. Bazı nodüller herhangi bir müdahale gerektirmeden takip edilirken bazılarında biyopsi veya cerrahi tedavi gündeme gelebilir” diyor. Prof. Dr. Polat, tiroit nodülleri hakkında bilinmesi gereken 10 önemli noktayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
- Bu belirtiler varsa vakit kaybetmeyin
- Risk değerlendirmesi ultrasonla yapılır
- Düşük riskli nodüller genellikle takip edilir
- Orta ve yüksek riskli nodüllerde biyopsi gerekebilir
- Aile öyküsü ve radyasyon geçmişi olanlarda risk daha yüksektir
- Tiroit fazla çalışıyorsa sintigrafi istenebilir
- Biyopsi sonuçları Bethesda sistemiyle değerlendirilir
- Tiroit hormonu ile nodül küçültme tedavisi günümüzde önerilmiyor
- Şüpheli veya kötü huylu sonuçlarda cerrahi öne çıkar
- Belirsiz biyopsi sonuçları ek değerlendirme gerektirir










